Balaban Gölet Turu

BALABAN GÖLETİ/Şubat,2018

Balaban göleti İzmir’in Menderes ilçesine bağlı Yeniköy mahallesinde bulunan doğal bir gölet alanıdır. Buraya genellikle dağ bisikleti kullanıcıları, yürüyüş grupları, piknikçiler ve şehir kalabalığından sıkılmış, birazcık huzur bulmaya ihtiyacı olan insanlar gelir. Ben de hem stres atmaya hemde dünya turu öncesi antrenman yapma ve yeni aldığım bir kaç ekipmanı denemek amacıyla geliyorum.

Balaban göleti daha önce pek çok kez geldiğim ve İzmir’de vakit geçirmeyi sevdiğim bir yerdir. Evimden çok uzak olmaması, hem asfalt yol hem de arazi yolundan gidildiği için iki zevki de bir arada sunması, yeşillikler içinde olması ve çok kalabalık olmaması nedeniyle tercih sebebimdir. Dağ bisikletiyle geldiğim zamalarda her zaman gölet etrafınında tam tur atmışımdır. Ancak bugün tam tur atmak yerine sakin sessiz bir yer bulup hamağımı kurmak, biraz yoga yapmak ve fotoğraf çekmek istiyorum.

Her zaman olduğu gibi sabah yine çok erken uyanıyorum. Hafif bir kahvaltı yaparak akşamdan hazırladığım bisikletimi ve çantalarımı alıp sessizce evden ayrılıyorum. Yol bilgisayarımı açtıktan sonra her zaman ki yola düşerek ilerlemeye başlıyorum. Hava bisiklet turu yapmak için çok uygun. Günlerden pazar olduğu için trafikte yok denecek kadar az. Rüzgarda arkamdan estiği için menderes ayrımına kadar çok rahat yol alıyorum. Dilimde güzel bir şarkı, aklımda dünya turu rotası, keyfim yerinde. Balaban göletine her gelişimde muhakkak Menderes merkezinde yer alan kahveye uğrayıp bir çay ya da kahve molası vermişimdir. Evden ayrıldıktan sonra yaklaşık yirminci kilometrede yer alan bu merkez küçük bir mola vermek için her zaman çok uygun olmuştur. Ancak bu kez burada mola vermek yerine vakit kaybetmeden Balaban göletine ulaşmak istiyorum. Yanımda getirdiğim termosumda ki çaydan istediğim zaman içebilecek olmam ve bu turda tek başıma olmam bu kararı vermem de etkili oluyor.

Menderesi geçtikten sonra Yeniköy tabelasını izleyerek sağa dönüş yapıyorum ve bu sayede ana yoldan da ayrılmış oluyorum. Artık yolun geri kalan kısmında daha az bina ve daha çok ağaç göreceğim içn seviniyorum. Ancak yol daraldığı için yolun geri kalan bu kısmın da kamyon ve otobüs trafiğine dikkat etmem gerekiyor. Küçük bir dalgınlığım kamyon ya da otobüs altında kalmama yol açabilir. Aradan geçen süre içinde hava biraz daha ısınıyor ve güneş artık kendini biraz daha belli ediyor. Zaman zaman küçük molalar vererek ağaç altında, gölgede dinlenmeyi ve meyve molası vermeyi ihmal etmiyorum.

Ve bu yolu sağ salim atlattıktan sonra nihayet Balaban göleti ayrımına geliyorum. Az ileride Yeniköy tabelasını görüyorum. Ancak Menderese uğramadığım gibi Yeniköy köy merkezine de uğramayı düşünmüyorum. Sadece yol ayrımında bulunan köy çeşmesinde sularımı yenileyerek yoluma devam ediyorum. Bu yol kısmen asfalt yolun bittiği ve toprak yolun başladığı yol. Artık otobüs ve kamyon tehlikesi yok. Daha az otomobil ve daha çok kuş sesleri var. Daha az sıcak, daha çok serinlik var.

Balaban göletine ulaşmama çok az kaldı. Her şey yolunda olduğu için buraya kadar büyük bir keyifle ilerlemenin sevincini yaşıyorum. Bir kez daha bisikletimle yol almayı, doğada insanlardan uzak olmayı, sessizlik içinde olmayı ne kadar sevdiğimi hatırlıyorum. Ağzımda bal gibi tatlı bir türkü*

Balaban göletine gelmeden önce çok kısa ancak dik bir tırmanış vardır. Yolu da bozuk olduğu için tur bisikletiyle burayı çıkmak her zaman zor olmuştur. Yine öyle oluyor ancak bisikletimden inmeden çıkmayı başarıyorum. Ve işte karşımda yeşillikler içinde Balaban göleti. Bu kez her zaman olduğundan biraz daha kalabalık. Karavanını park edip manzaranın keyfini çıkaran bir aile, çadır kurmuş genç bir çift ve çocuklarıyla oyun oynayan bir baba ilk dikkatimi çeken insanlardan oluyor. Ve daha sonra yürüyüş yapmaya gelmiş bir grubun sesini işitiyorum. Sandığımdan erken bir saatte gölette olduğum için kendime sessiz bir yer bulmadan önce ben de kendimi göletin eşsiz manzarasında dinlenmeye bırakıyorum. Zaman zaman insan sesleri rahatsız etse de çok takılmadan anın keyfini çıkarıyorum. Termosumda getirdiğim çaydan ve akşamdan hazırladığım tostumdan yiyerek biraz olsun açlığımı gideriyor ve keyfime devam ediyorum.

balaban göleti

Burada yaklaşık bir saat dinlendikten sonra artık bisikletime binip daha sessiz, hamağımı kurabileceğim, yoga yapabileceğim bir yer aramaya çıkıyorum. Gölet etrafında biraz gezindikten sonra nihayet istediğim gibi bir yer buluyorum. Bisikletimi yol kenarında bıraktıktan sonra aşağıya iniyor ve gözüme kestirdiğim alana bir de yakından bakıyorum. Evet, burası benim tam istediğim gibi bir alan. Daha sonra önce çantalarımı ve daha sonra da bisikletimi alana indiriyorum. Bulduğum alan ağaçların arasında, önünden küçük bir derenin geçtiği sessiz bir yer. Hemen vakit kaybetmeden iki ağaç arasına hamağımı kuruyorum. Kuş sesleri, sessizlik, serinlik ve tek başınalık. Bu andan sonra bahtiyarım. Çantamdan fotoğraf makinemi, tirpotumu çıkarıp hamağımda kendi kendime bir kaç poz fotoğraf çekiliyorum.

hamak ve bisiklet

Sonra yoga alıştırmasına başlayarak yine bu alıştırma sırasında bir kaç poz fotoğraf çekiliyorum. Şu ana kadar geçirdim zamandan inanılmaz keyif alıyorum. Vakit biraz ilerledikçe acıktığımı hissediyorum ve bu kez kamp ocağını, tenceremi ve makarnamı hazırlayıp kendime çok güzel bir makarna hazırlayıp afiyetle yiyorum. Doğada tek başına olmak ve tüm bunları tek başına yapabilmek inanılmaz tatmin sağlıyor ve beni çok mutlu ediyor. Gezginlerin nasıl tek başlarına sıkılmadıklarını, mutlu olduklarını artık daha iyi anlıyorum. Hayatımın bir ömür boyu böyle geçmesini tüm kalbimle istiyorum.

yoga..

Karnımı da doyurduktan sonra hamağıma tekrar geçip düşüncelere dalıyorum. Neden dünyada olduğumu, neden bir evde ve bir işte zamanımı geçirdiğimi, ailemi, arkadaşlarımı her şeyi sorgulama fırsatı buluyorum. İşimi bırakıp yola düşmekten, hayatımı bu şekilde sürdürmekten artık o kadar eminim ki beni hiç bir şeyin durduramayacağına eminim. Güzel olmasının yanı sıra öyle bir hayatın zor olacağını da biliyorum. Bisikletle sürekli yol almak, her akşam çadır kurup sabah toplamak, sabah-öğle-akşam yemeğini hazırlamak ve kirlenen tabaklarını yıkamak her gün zor ve zaman zaman sıkıcı olsa da insana gerçekten yaşadığını hissettirdiği için yılmadan yoluma devam etmem gerektiğini biliyorum. Bazen sıcak olacak, bazen soğuk. Bazen yokuş çıkmaktan dizlerim ağrıyacak, bedenim yorgun düşecek. Bazen hasta olacağım, bazen düşüp bir yerimi yaralayacağım. Ama zaten bunların hepsi hayatın içinde, yaşadığımız, çalıştığımız alanlarda yok mu? Her gn milyonlarca insanın başına gelen etmenler bu saydıklarım. Ben yoldayken de çok farklı şeyler başıma gelmeyecek. Tek farkı benim yolda yalnız olmam. Ama tüm bunları tek başıma olsam da aşacağımdan emimim. Karşılığında kocaman bir mutluluk benim olacak ve ben sadece bunun derdindeyim.

Tüm bu düşünceler içinde göletten ayrılma vaktimin geldiğin fark ediyorum ve artık toplanmaya başlıyorum. Hamağımı, kamp ocağımı, tripodumu ve diğer tüm malzemelerimi çantama koyduktan sonra bu kez önce bisikletimi sonra da çantalarımı yukarıya taşıyorum. Tüm hazırlıklarım bittikten sonra bu ke gopro kameramı çıkarıyorum ve göğüs kemerime bağlayıp güzel bir video çekmeyi unutmuyorum. Çıktığım tüm yolu inerken Balaban göletiyle bir kez daha vedalaşıyorum.

yoga..
mutluluk..
eve dönüş..

Tekrar geri geleceğimden hiç şüphem olmasın Balaban. Bana sunduğun tüm güzellikler için sonsuz teşekkürler. Tekrar görüşmek üzere.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir