Amritsar- Çok kısa bir bisiklet yolculuğu

AMRİTSAR-ÇOK KISA BİR BİSİKLET YOLCULUĞU

bazı şehirler, yollar vardır ne kadar gitmek isteseniz de , o yolda bisiklet sürmek isteseniz de yapamazsınız. Amritsar’da benim için öyle oldu. Önce uçaktan indiğim gibi bir otele yerleştim. Yerleştikten ve duş aldıktan sonra şehir de şöyle bir dolaşmak için dışarı çıktım. Gördüklerime inanamadım. Şehir çok kalabalık, her yerde korna sesleri, sanki birbirini ezmek için çabalayan insanlar vardı. Şehrin kalabalığının yanı sıra yürünecek kaldırımlarının olmaması, sokaklarının ve havasının çok pis olması benim için büyük bir sürpriz oldu. Yürümekte bu kadar zorlanırken bisiklet sürmeyi düşünemezdim. On dakika kadar yürümeye çalıştıktan sonra baktım olmuyor otele geri dönüp kapımı da bir güzel kilitledim. Akşama doğru şansımı tekrar denemek için yine dışarı çıktım. Ama bir türlü olmadı. Otelin yanından fazla uzaklaşmadan bir meyve tezgahından meyve ve bir marketten de bir şişe su alıp tekrar otelime döndüm. Bisiklet turu için heyecanlanırken bu kadar kalabalık ve kaos içinde bir şehir görmeyi beklemiyordum açıkçası. Bisikletim tam üç gün boyunca karton kutunun içinde bekledi.

sonunda kutusundan çıkan bisikletim…

Dördüncü gün ise Warmshowers programından tanıştığım ve evinde beni misafir edecek dostum Uttam ile buluştuk. Beni bir arkadaşının arabasıyla alıp ailesinin yaşadığı köye götürdü. Bisikleti de o zaman kutusundan çıkarıp gerekli ayarlarını yaptım ve arabanın geniş bagajına çantalarla birlikte yerleştirdim. Köye geldiğimizde gece yarısını geçiyordu. Ancak Uttam’ın annesi ve babası uyumamış bizi beklemişlerdi. Tanıştıktan sonra özellikle babası ile koyu bir muhabbet başladı aramızda. Muhabbet yetmedi, bir süre sonra kendi yaptığı viskiden ikram ederek sohbeti derinleştirdik. Otelden ve şehrin kalabalığından kurtulduğum için mutluydum. Öte yandan bulunduğum ortam o kadar değişik gelmişti ki evimden kilometrelerce uzakta hintli bir ailenin yanında olmaktan dolayı şaşkındım.

baba…

Ertesi gün Uttam’ın motoruna binerek biraz dolaşmaya çıktık. Uttam bana etrafta ki bataklıkları gösterdi ve kamp yapacağım zaman bu bataklıkları kontrol etmeden çadır kurmak için harekete geçmemem gerektiğini öğretti. Hayatımda daha önce hiç bataklık görmemiştim. Ve gerçekten kontrol etmeden böyle bir yeşilliğe adım atmak çok riskliydi. Dolaşırken Uttam’ın bana anlattığı bir başka konu da yol kenarında satılan şeker kamışı suyuydu. Söylediğine göre şeker kamışı suyu enerji veriyordu. Yol kenarında durup birer bardak içtikten sonra şeker kamışı suyunu çok beğendiğimi söyledim. Tadı gerçekten çok güzeldi. Uttam’ın ailesinin yanında beş gün kadar kaldım. Bu süre içinde yol kenarında satılan neredeyse tüm yiyeceklerin tadına baktım. Tabi ki sadece vegan olanların. Bira satılan dükkanlardan bira almayı, hangi çeşit bira olduğunu öğrendim. Bir kez de Uttam’la birikte kısa bir bisiklet turu yaparak üstümde ki yabancılığı atmamı sağladı.

bataklık…
şeker kamışı suyu

 

Artık ayrılma vakti gelmişti. Uttam ve ailesine teşekkür ederek sabahın erken saatlerinde Uttam’la Amritsar’da buluşmak üzere evden ayrıldım. Artık Hindistan’da tek başıma bisiklet turuma başlamıştım. Köyden Amritsara çok fazla yolum yoktu. Sadece kırk kilometre bisiklet sürecektim. Bir gün önce rezervasyon yaptığım hostele gidecek ve burada Uttamı bekleyecektim. Sonra birlikte Golden Temple’ı ziyaret edecek ve  sabah ben bisiklet turuma devam edecektim.

veda zamanı
veda zamanı…

Hostele kadar çoğunlukla heyecan içinde sürdüm bisikletimi. Hep dışarıdan gördüğüm insanların ve trafiğin içindeydim artık. Başıma nelerin geleceğini merak ederek ilerliyordum. Yola çıktıktan yaklaşık beş kilometre sonra bisikletimin gidonunun gevşek olduğunu fark ettim. Ve onu sıkmak için yol kenarında durdum. Montajını yaptıktan sonra gerektiği kadar sıkmadığım için bu sorun ortaya çıkmıştı ancak çok önemli bir sorun olmadığı için kolayca hallettim. Hafiften hava ısınıyor ve ben artık terlemeye başlamıştım. Yolda gördüğüm ilk şeker kamışı suyu satan satıcının önünde durup bir bardak şeker kamışı suyu içtim ve biraz da dinlenerek kendime geldim. Daha sonra ki mola yerim tuvalet ihtiyacımı karşılamak için durduğum bir benzin istasyonu oldu. Benzin istasyonuna girer girmez ilgi odağı olmayı başardım ve çalışanlar durur durmaz etrafımı sardı. Nereden gelip nereye gittiğimi öğrendikten sonra çok şaşırdılar. Bu kadar insanı karşımda görmekten dolayı ben de çok şaşkındım. Bisikletimi utanarak kilitleyip tuvalette gittim. Gidon çantamı, yol bilgisayarımı yanıma almayı ihmal etmedim. Çıktığımda bisikletimin hala tek parça olduğunu ve her şeyin yerli yerinde olduğunu gördüğümde çok sevindim. Burada çok fazla oyalanmadan tekrar yola koyuldum. Yol boyunca tam üç motorlu yanıma yanaşarak benimle sohbet etmeye çalıştı. Üçü de nereden gelip nereye gittiğimi sormakla birlikte en sonunda da bir ihtiyacım olup olmadığını kibarca sorup yanımdan ayrıldılar. İnsanların kibarlıklarını ve yardımseverliklerini görmek beni mutlu etmişti.

şeker kamışı tezgahı
şeker kamışı suyu

Bir ara çok bozuk bir yola denk geldim. Belli ki yolun tamamında yol yapımı vardı. Bu yüzden her yer delik deşikti. Bir şehir merkezinden geçtiğim çok belliydi. Otomobil kalabalığı, yaya kalabalığı artmıştı. Artan kalabalık için de ben de yüklü bisikletimle yol almaya çalışırken bir yandan da düşmemeye çalışıyordum. Hindistan beni her seferinde şaşırtmayı başarıyordu. Bu şekilde yaklaşık iki kilometre ilerledikten sonra yol tekrar düzeldi ve ben de rahat bir nefes aldım. Artık hostele ulaşmama çok az kaldı. Maps me uygulamasından ara sıra rotamı kontrol ediyordum. Kalabalıklaşan şehir trafiğinden Amritsara geldiğimi anladım. Ve çok uzun sürmeden hostelimi buldum. Hostele girmeden önce dışarıda biraz bekleyip soluklandım ve bisikletimi ve eşyalarımı ne yapacağımı düşündüm. Çantalarımı hostelin kapısından içeri alırken bisikletimi olduğu yere kilitleyip bıraktım. Bundan başka çarem yoktu. Bisikletimin başına kötü bir şey gelmemesi en çok istediğim şeydi. Hostele giriş işlemlerimi yaptırdıktan sonra görevli kadına bisikletimi odama çıkarıp çıkaramayacağımı sordum. O da, odama değil ancak hostelin terasına çıkarabileceğimi söyledi. Bisikletimin dışarıda kalmayacak olmasından dolayı çok mutlu oldum. Ve tekrar dışarı çıkıp önce çantalarımı sonra da bisikletimi alıp yukarıya çıktım. Hostelin merdivenleri çok dar ve çok dik olduğundan bu kadar yükü ve bisikletimi taşırken çok zorlandım. Çok eşya almanın ve ağır bir bisikletin zararları işte bu gibi anlarda ortaya çıkıyor.

bozuk yolda bisiklet…

Odama yerleştikten sonra Uttama geldiğimi haber verdim. Uttam’da bana işe geri dönmesi gerektiğini ve benimle buluşamayacağından bahsetti. Bu durum biraz beni üzdü doğrusu. Ama ertesi gün işlerini hallettiğini ve akşam saatlerinde Amritsar’da benimle buluşacağını ve birlikte planladığımız gibi Golden Temple’ı dolaşacağımızı öğrenince mutlu oldum. Ve söylediği gibi akşam saatlerinde buluştuk ve Golden Temple’ı dolaştık. Golden Temple gerçekten çok güzel bir tapınaktı. Uttam’dan aldığım bilgiye göre içinde yemek yapılan ve yemek yenen  dünyanın en büyük açık mutfağıydı. Burada işler gönüllülük esasına dayanıyordu. Konaklama, yemek ve tapınağa giriş ücretsizdi. Tapınağı dolaştıktan sonra biz de yemeğimizi yedik. Daha önce hiç tanık olmadığım bir ortam da yemek yemek beni mutlu etti. Planıma göre Uttam’la ayrılacaktık. Ben hostele gidip ertesi gün yola çıkmak üzere eşyalarımı hazırlayacak ve Uttam’da evine geri dönecekti. Ama Uttam’ın beklenmeyen teklifine hayır diyemedim ve o geceyi Uttam’ın teyzesinin evinde bir çiftlikte geçirdim. Çiftlikte gece boyunca hiç uyuyamadım ve sabaha kadar düşündüm. Ve nasıl oldu bilmiyorum ama bisikletle turumu sonlandırmaya karar verdim. Bu kararımı Uttama anlattıktan sonra bisiklet kolisi bulma konusunda ve beni İstanbula gidecek uçağa bindirmesi konusunda yardım istedim. şaşkınlık içinde beni dinlerken kararıma saygı duyduğunu ancak bunu anlamadığını ve bisikletle yaptığım plana sadık kalmam konusunda bana tavsiyede bulundu. Ben de bu kararımda ciddi olduğumu ve geri dönüp başka bir rotada turuma devam etmek istediğimi söyledim. Uttam’ın şaşkınlığı devam ederken otobüse binip Amritsar şehir merkezine, bisiklet kolisi bulmak için yola çıktık. Ancak yolda kararımı yine değiştirdim. Daha denemediğim yolların olduğunu ve hemen pes etmemem gerektiği konsunda kendi kendimi telkin ettim. Ve tekrar Uttama dönüp eve dönmekten vazgeçtiğimi, bisiklet turuma devam edeceğimi söyledim. Uttam bu kararıma çok sevinirken bu kadar kısa sürede karar değiştirmemi anlamadığını söyledi. Ancak beni tanısa bu kadar şaşırmayacağından emindim. Tüm bu düşünceler ve konuşmalar sırasında Uttam bana yeni bir teklifte bulundu. Eğer ben istersem bisikletimi ve çantalarımı alıp köyüne götürebileceğini ve benim sırt çantalı olarak Hindistanı gezebileceğimi söyledi. Gezimi bitirdikten sonra da Uttam’la Amritsarda tekrar buluşup bisikletimi ve çantalarımı alarak evime dönebileceğimi ve o gün geldiğinde bana tekrar yardım edebileceğini söyleyince tekrar sevindim ve teklifini hiç düşünemden kabul ettim.

bisikletim güvende…

 

golden temple…

Uttam’la biraz daha dolaştıktan sonra bir taksi kiralayıp hostele, bisikletimi ve çantalarımı almak için geri döndük. O otelde ki insanlarla sohbet ederken ben bütün eşyalarımı ve bisikletimi taksinin bagajına doldurdum. Bisikletimden bu şekilde ayrılmak beni çok üzse de cesaretim bir kere kırılmıştı. Ve bunu yapmaktan başka bir yol göremiyordum. Uttama taksinin hazır olduğunu söyledikten sonra dışarıda tekrar buluştuk. O taksiyle birlikte köyünün yolunu tutarken ben de hostel odasında ki yatağıma geri döndüm. Bir kaç gün daha burada kalarak gezi rotama karar verdikten sonra hostelden ayrıldım ve sırt çantalı bir gezgin olarak Hindistan seyahatime devam ettim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir