Hindistan’da Son Kilometreler/Rudrapur-Tanakpur

Dün gece odamda rotama bakarken kalan yolumun 66 değil 90 kilometre olduğunu görünce önce bir şaşırmıştım. Sonra tekrar tekrar kontrol edince yanılmadığımı ve kalan yolumun doksan kilometre olduğunu anladım. Yapamayacağım bir yol değildi ancak yine de temkinli davranmakta yarar vardı. Bu yüzden durumuma göre yolu ikiye bölmeye karar verdim. Eğer öğleden önce elli kilometre gidebilirsem öğleden sonra da kırk kilometre gidebilirim diye düşündüm. Ama eğer olur da öğleden önce otuz kilometre yol alabilirsem Tanakpur’a ulaşmayı denememeye karar verdim. Yol üstünde gördüğüm bir otele girip yolun kalanını ertesi gün düşünecektim. Öyle plan yaptım. Ve sabah olduğunda yine kalabalık bir şehir faciası yaşamamak için otelimden hızlıca ayrıldım. Bu kez sağı solum trafik, her yerim bozuk yol. Olsun, alıştım artık deyip görmemezlikten gelmeye çalıştım ve yoluma devam ettim.

kaldığım otel…

Sabah kahvaltımı yapamadan yine on kilometre ilerledim. Ama daha şimdiden pedallarım geri geri dönüyordu sanki. Dün yaşadığım popo ağrısı canıma okumuştu ve acısı hala devam ediyordu. Bu kez tayt giymeyi denedim. Bakalım gün sonunda kendimi nasıl hissedeceğim. Ama daha şimdiden sağ ve solda pişikle oluşturmaya başlamıştı. Olsun, buna da alışmam gerekiyordu. Bu düşüncelerle, popo acısıyla yirmi kilometre yol aldım. Sabah kahvaltısını es geçip bu kez bu kez öğle yemeği için mola verdim. İki gündür kendim yapmaktan sıkılmıştım ve bu kez şansımı bir restoranda denemeye karar verdim. Neyse ki bu kez şanslıydım. Karnımı doyurduktan sonra yola koyuldum. Öğleye doğru kilometre saatimi kontrol ettiğimde günlük yol planımın neredeyse on kilometre geride olduğumu fark ettim. Bunda karşıdan esen rüzgar büyük bir etkendi. Ve tabi ki bir öncesinin yorgunluğu da vardı. Yol kenarında bir otobüs durağı görünce orada durup planımı tekrar gözden geçirmeye karar verdim. Dün akşam kendime verdiğim söz üzerine oturup tekrar plan yapmam gerekiyordu. Değil elli ben daha kırk kilometre bile gidememiştim. Ve yorgundum.

Maps Me uygulamasını açarak hemen yakınlarda ki otellere baktım. Tam on dört kilometre sonra,üstelik yolumun tam üstünde fazla pahalı olmayan bir otel gösteriyordu. Booking bağlantısına tıklayarak uygun oda olup olmadığını kontrol ettim. Uygun oda olduğu gibi ücretsiz iptalde vardı. Hiç düşünmeden rezervasyon yapıp Tanakpur’da ki otel rezervasyonunu iptal ettim. Yolu bu şekilde bölmek moralimi düzeltmişti. Şimdi sadece on dört kilometre yolum vardı. Bu yorgunluğun üzerine düşüncesi bile iyi geldi. Planıma göre ertesi gün Tanakpur’da kalmayıp Nepal sınırına gidecektim. Öğle saatlerinde orada olurum nasıl olsa diye düşündüm.

Planımı yaptıktan sonra cebimde ki azalan paramı yenilemek üzere bir bankamatiğe gittim. Bankamatikte sıra beklerken on beş on altı yaşlarında bir gençle sohbete başladım. Bu genç belli ki yerinde durmayan biraz zıpır bir gençti. Bana kısa bir süre sonra hİndistan ve Nepal kadınlarının çok güzel olduğunu ve eğer istersem para karşılığı onlarla seks yapabileceğimi söylüyordu. Bu hiçte sevdiğim bir muhabbet tarzı değildi. Paramı çektikten sonra otelime doğru yol aldım.

Kısa bir süre sonra otele geldim. Bisikletimi park edip resepsiyona yöneldim. Rezervasyonum olmasına rağmen boş odalarının olmadığını ve beni kabul edemeyeceklerini öğrendiğimde şoka girdim. Bana gelen rezervasyon onayını göstersem de karşımda ki tipin hiç anlamayacak birisi olduğuna karar verdim ve vakit kaybetmeden otelin dışına çıktım. Saat geçmişti ve karnım acıkmıştı. Üstelik gücümde tükenmek üzereydi. Ne kadar kızsam da tekrar otele girip bu kez restoranında yemek yemeye karar verdim. Bir kase çorba ve bir kase pirinç pilavı yedikten sonra tekrar Tanakpura ulaşmak için yola çıktım.

Yol boyunca resepsiyonda ki adama kızsam da tekrar yolda olduğum için mutluydum. Önümde koskoca bir elli kilometre olmasına rağmen üstelik. Bu kez daha az durarak kaybettiğim zamanı geri kazanmaya kararlıydım. Yemekten sonra yirmi kilometre sürdüm bu yüzden. Yine ara ara durarak, muz yiyerek, su içerek kalan elli kilometreyi tamamlayarak otele ulaştım. Ancak yolun son on kilometresi gerçekten azap içinde geçti diyebilirim. Bir yandan popo acısı, bir yandan bitmeyen yolun verdiği usanmışlık hissi beni çok yordu. Bir de rezervasyon yaptığım otel ilçenin en sonunda olunca iyice bittim. Neyse ki yine otele sorunsuzca giriş yaptım. Bisikletimi bu kez odama çıkarmama izin vermediler fakat oldukça güvenli bir yere park etmemi sağladılar.

tanakpur’da gün batımı…

Yorgunluktan ölüyordum. Üstelik bu kez yorgunluk dışında hastalanacağıma dair garip bir his vardı içimde. Yol boyunca terli terli içtiğim soğuk sular beni kötü etkilemişti. Yemeğimi yedikten sonra fazla oyalanmadan ve hiç bir şey yapmadan yatağıma uyumaya geçtim.

2. Gün

Sabah olduğunda akşamdan tahmin ettiğim gibi hasta olduğumu anladım. Mide bulantısı ve ishal ve halsizlik vardı. Bu şekilde yol alamazdım. Resepsiyona inip rezervasyonumu bir gün daha uzattım. Ve soluğu çarşıda bir manavda aldım. Muz, elma, siyah üzüm alarak otele geri döndüm. Gerçekten çok halsizdim ve ishal beni bitiriyordu. Üstelik yine otelde kalma düşüncesi beni daha çok hasta ediyordu. Kapalı dört duvarlar arasında kalmak bana göre değildi. Bu yüzden hızla iyileşmem gerektiğini ve yarın sabah yola çıkmam gerektiğini biliyordum.

Günü bütün gün yatakta dinlenerek geçirdim. Bol su içip arada aldığım meyvelerden yedim. Saatler ilerledikçe iyileşmediğimi hissettim. Bu yüzden yanımda getirdiğim homeopati ilaçlarından hastalığıma uygun olanını içmeye karar verdim. Bu ilacı içtikten sonra süreç tersine işlemeye başladı ve beni kendime getirdi. Mide bulantım ve ishalim bir kaç saat içinde geçmişti. Bir de homeopatinin yalan olduğunu söylerler. Benim iyileşmeme yarayan tek çare homeopati ilacıdır. iyi ki yanıma almışım onları. Ben bu şekilde hastalıkla mücadele ederken bir anda dışarıdan yağmur sesi duydum. Sesi duyduğum gibi kendimi koridorun sonunda ki pencereye attım. Bu yağmur değil adeta bir fırtınaydı. Bir an için kendimi yolda hayal edip otelde olduğum için rahatladım. Her işte bir hayır vardır derler ya belli ki benim otelde alışımda böyle olmuştu.

otel önü fotoğrafı…

Powered by Wikiloc

Powered by Wikiloc

Comments

  1. Cem

    Kıç ağrısının en büyük sebebi don/baksır/kilot denen zararlı şeyler 🙂 Ben tüm turlarımı donsuz yapıyorum. Tavsiye ederim 🙂

  2. Post
    Author
    Aylak Leylek

    Ben de donsuz tur denemişliğim var. Aslında haklısın. Donsuz sürüşlerimde ben de hiç acı çekmiyorum:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir