Bisiklet Üstünde Öyle Bir Hayat

Yattığı odanın içinde bütün gece hamam böcekleriyle uğraşmaktan yine sabaha kadar uyuyamadı. Ama bisikletini alıp gitmesi, kaldığı yerden devam etmesi gerektiğini biliyordu. Yatağından usulca kalkıp akşamdan kalma bir halde balkon kapısına yöneldi ve kapıyı açtı. Gördüğü sis bulutlarının içinde yeşillikleri aradı ama bulamadı. Bu sabah her zamankinden daha çok sis vardı. Biraz morali bozulmuştu ama gitmesi gerektiğini biliyordu. Sabah kahvesinden sonra çantalarını bilmem kaçıncı kez tekrar topladı. Bütün çantalarını tek başına bisikletinin yanına götürdü. Bakışlarını bu kez gökyüzü yerine yola doğru yöneltti. Simsiyah asfaltın çok az kısmını görebiliyordu. Sis bulutu dağılır diye beklemeye niyeti yoktu. Vakit çok geç olmadan yola koyulmak istiyordu. Yeşil renkli reflektörlü yeleğini bu turda ilk kez kullanıyordu. Yeleğini giyip kaskını da taktıktan sonra misafir olduğu ev arkadaşıyla da vedalaştıktan sonra usulca bisikletini bıraktı ve yokuş aşağı yavaş yavaş inmeye başladı.

Sabahın serinliği gibisi yoktu. İnsanlar yavaş yavaş dükkanlarını açıyor, yaşam kaldığı yerden tekrar başlıyordu. Yol ıslak ve bazı yerler toprak rengiydi. Hiç sevmediği kalabalık şehir hayatından uzaklaşabilmek için daha hızlı bastı pedallarına. Karşısına çıkan virajları ustaca geçip sonunda ıslak zeminli yolda tek başına kaldı. Su içmek için mola verdiğinde doğanın muhteşemliğine bir kez daha hayran kaldı. Her şey nasıl bu kadar güzel olabiliyor diye düşündü. Bir yandan da nehir kenarında keyif yapan insanlara takıldı gözü. Bir çift çadırını kurmuş nehir kenarında sabah kahvelerini içiyordu belli ki. Çok değil, aynı akşam o da çadırını kurup uzun zamandır özlediği hayatın içinde olacaktı.

Tura başladığından beri ilk defa bu kadar uzun süreli bir iniş yaptı. İçi tarif edilemez duygularla doldu tekrar. Nepal’de olduğuna bir kez daha sevindi. Yirmi kilometre inişten sonra bu kez bir çay molası verdi. Sıcak çayını içerken karşısında telaş içinde koşuşturan, otobüste yer bulmaya çalışan insanları izledi. O sıkış tepişlik içinde bir yandan da kendi bisikletine baktı. Bütün evi, odası, banyosu, mutfağı, çalışma oadası bütün o altı çantanın içindeydi. Orada koşuşturma ve kaos yoktu. Orada alabildiğine dinginlik vardı. Basit hayat dedikleri bu olsa gerekti.

Yol boyunca bir çok çeşme, bir çok akarsu gördü. Ağaçlar alabildiğine yeşil, üzerinde gittiği asfalt alabildiğine siyahtı. Daha önce bu yolları iş yerinde ki bilgisayarında haritalara bakarken görüyordu. Şimdiyse içinde olmak paha biçilemezdi onun için. Çok sık durmaktan, durup fotoğraf çekmekten çok zor ilerleyebiliyordu. Bu gidişle hedeflediği yolun ancak yarısını gidebilecekti. Olsun, bu hiç sorun değildi. Yorulduğu yerde çadırını kurup bir gün bu muhteşem manzaranın içinde konaklayabilirdi. Nasıl olsa yanında yemek malzemeleri, kamp malzemeleri vardı. Bir geceyi rahatlıkla istediği bölgede kamp kurarak geçirebilirdi.

Üzerinde ilerlediği yol tepeleri aşıyordu. Düz yol neredeyse yok gibiydi. Tam istediği gibi bir inip bir çıkıyordu. Tam tükendiğini düşündüğü noktada tekrar yeni bir iniş başlıyor ve onu rahatlatıyordu. Arada durup yanında taşıdığı meyvelerden bıçağıyla kesip yiyordu. Yanına iyi ki bu meyvelerden almıştı.

Saat çoktan akşam üstü olmuştu bile. Yavaş yavaş kamp yeri bulması gerektiğini kendisine tekrar hatırlattı. Uzunca bir süre daha yol aldıktan sonra nihayet nehrin kenarına inen bir ara yol buldu. Bisikletini biraz korkuyla da olsa o yola doğru sürüp nehir kenarına ulaştı. Etrafta ondan başka kimsecikler yoktu. Bu onu mutlu etti. Acele etmeden bir süre gördüğü kayanın üstüne oturup etrafı seyretti. Nehirde rafting yapan insanlarla selamlaştı, fotoğraf çekti. Biraz dinlendikten sonra akşam yemeğini hazırladı. Şimdiye kadar yaptığı en güzel makarna olmuştu. Kahvesini de yudumladıktan sonra sıra çadır kurmaya geldi. Bu turda ki ilk çadır konaklaması olacaktı.

Çok vakit kaybetmeden gözüne kestirdiği boş alana çadırını kurdu. Çadırı ağaçlık alanın tam önünde, nehire bakan yerdeydi. Sabah manzarasını şimdiden ayarlamıştı.Artık gün batarken yağmur bulutları da gelip yerleşti üstüne. Bisikletinin üstünü örtüp kilitledikten sonra artık çadırına geçti. Daha önce çadır deneyimi olsa da bu tur da ilk kez olması onun için ayrı bir heyecandı. Uzun zamandan sonra ilk kez gerçek doğa’da tek başına çadırdaydı. Matının üstüne uzandığında ne kadar rahat olduğunu bir kez daha hatırladı. Şimdiye kadar kaldığı tüm otel yataklarından daha rahattı matı. Çadırı oldukça havalı ve tüm eşyalarına yetecek kadar genişti. Daha önce çadır kurmayıp otel odalarında kaldığı günlere üzülse de anı yaşaması gerektiğini çok iyi biliyordu.


Önce ki çadır deneyimlerine rağmen aklında ki tehlikeli sorulara engel olamıyordu. Kötü insanlar gelip onu gasp eder miydi, vahşi hayvanlar çadırını parçalar mıydı, yağmur yağıp her yeri su baskınına çevirir miydi, nehir taşıp onu yutar mıydı? Hiç bir şeyin garantisi yoktu elbette. Bunu en iyi kendisi biliyordu. Hayat bir heyecan, bar maceraydı özünde. Kimileri bunu yaşıyor kimileriyse yaşamayı reddedip sekiz beş gidip geldiği işinde mutlu olmanın yollarını arıyordu. Aslında tüm o soruların kendinden çok arkadaşlarına, ailesine ve onu sevenlere ait olduğunu çok iyi biliyordu. O, bu korkuları çoktan bırakıp yola düşmüştü bile. Yolculuğunun bilmem kaçıncı gününde şimdi bunları düşünüp kendini korkutmanın bir anlamı yoktu. Kafasını sakinleştirmek için matın üstünde bağdaş kurup meditasyon yaptı bir süre. Meditasyon sayesinde kafanı bulanıklaştıran korkulardan sıyrıldı ve anın güzelliğine bıraktı kendisini. Meditasyon işe yaramıştı. Hava soğuk değildi. Aksine sıcaktı bile. Bu yüzden uyku tulumunu açmaya gerek duymadı. Yavaş yavaş kapanan gözlerini çadırının tentesine çarpan yağmur damlaları tekrar açmasını sağladı. İşte beklediği yağmur tam saatinde başlamıştı. Korkular tekrar gelip kalbine otursada kısa sürede onları kovmasını bildi. Kendisini bir kez daha hayatın akışına bırakıp güzel bir uyku uyumak için gözlerini yarın sabaha kadar kapattı. Ve uzun zamandan sonra yaptığı ilk çadır kampını sorunsuzca geçirdi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir