Bisiklet,Yol Ve Hayat

Yıllarca ‘başka türlü bir şey’ şarkısını dinledi durdu. Onun da istediği tıpkı şarkı dizelerinde olduğu gibi başka türlü bir şeydi. Başka türlü bir şehir, başka türlü bir doğa, başka türlü bir yaşamdı tüm istediği. Artık hayallerine çok yakındı. Onu bağlayan zincirlerinden kurtulmuştu ne de olsa. Havaalanında beklerken yanında ona eşlik eden ailesine, arkadaşlarına son kez sıkıca sarıldı. Dikkatli gözlerle baktı onlara. Ne zaman aralarına dönceceği konusunda hiç bir fikri yoktu. İlk kontrol noktasından geçtikten sonra arkasına dönüp onu bekleyen sevenlerine doğru tekrar bakıp tekrar uzun uzun el salladı. Bu veda ağır gelmesinin yanı sıra heyecanlı ve aynı zamanda korku doluydu.

Uzun bir yolculuktan sonra aklında bin bir türlü soruyla artık yeni ülkesindeydi. Bu yeni ülkede,uçaktan indiği andan itibaren başka bir hava, başka bir koku, başka bir ortama tanık oldu. Eşyalarıyla birlikte bisikletini de alıp havalanından hiç vakit kaybetmeden ayrıldı. Şimdilik hangi yöne gideceğini bilmiyordu. Hızla devam edip bisikletini çıkardı kutusundan. Acele etmeden bir güzel sürüşe hazır hale getirdi onu. Çantalarını yerleştirdi, eldivenini giyip kaskını taktı. Haritadan gideceği otelin adresini buldu. Etrafında onu izleyen şaşkın gözlere hiç aldırış etmedi. Sadece yapması gerekenleri yapıp yola koyuldu.

Hava o kadar sıcaktı ki nefes almakta zorlandığını hissetti. Daha önce trafik görmüştü, alışkındı ama bu başka bir şeydi. Ters şeritten üstüne üstüne gelen motorsikletlilere, kamyonlara alışık değildi. Şerit vardı ama kimse ne şerit ne de trafik ışığı dinliyordu. Öyle ki, kırmızı ışıkta durduğu anda arkadan gelen araçlar anında korna seli yaratıp devam etmesini söylüyordu. O anda anladı şehirden kaçıp dağlara gitmesi gerektiğini. Mutluluk ve huzur dağlardaydı, biliyordu.

Kaldığı odada tekrar rotasına göz gezdirdi. Bu büyük ve kalabalık şehirden nasıl kurtulurum diye tekrar haritasına baktı. Bu rutubetli otel odasında bir gün daha kalamazdı. Sabah olduğunda hesabını kapatıp tüm eşyalarıyla birlikte tekrar tola koyuldu. O sürüş sırasında başına gelen tüm aksiliklere nasıl olsa son gün diyerek sabretti.

Ve nihayet kaos, kalabalık, korna sesleri geride kaldı. Artık gözü sadece ağacın yeşiline ve asfaltın karasına bakacaktı. Artık korna sesleri ve insan sesleri yerine kuş sesleri, rüzgar sesleri duyacaktı. Nihayet orman yoluna ulaştığında tüm kuşlar iş birliği yapmış ve ona merhaba diyormuşçasına hep bir ağızdan şakıyordu. Duyduğu sesler öyle güzeldi ki kulaklarına inanmakta zorlanıyordu. Bisikletini kenara yaslayıp bir taşın üzerine oturup sesleri dinledi bir süre. Ne kadar da iyi gelmişti. Duyduğu bu sesleri dünyanın en iyi orkestrasının bile çıkaramayacağını biliyordu. O yüzden yerinden kalkmak için hiç acele etmedi. Üstelik yolun hemen yanından akan derede tüm bu güzelliğe kendi sesiyle eşlik ediyordu.

Ne de olsa artık hayat onundu. İstemediği bir işte çalışmıyordu artık. Gönlü nasıl isterse öyle yapacak, istediği saatte yatıp istediği saatte kalkabilecekti. Bu özgürlük değilde neydi? Ödediği bedellerin elbette bir armağanı olacaktı. İşte duyduğu, gördüğü tüm bu güzellikler ödediği bedellerin birer armağanıydı. Hepsi bir yana, her gün bisikletiyle birlikteydi. Tüm bu güzelliklerin içine en çok yakışan yol arkadaşıyla birlikteydi.

Akşam olmadan bulduğu en güzel yere çadırını kurdu. Ormanda yaşayan canlıların rahatsız olmaması için çok yavaş ve ses çıkarmadan hareket etti. İlk akşam olduğu için yanında taşıdığı malzemelerle kendisine bir ziyafet hazırladı. Yanında taşıdığı bir şişe kırmızı şarabı da bu akşam açmayacaksa hangi akşam açacaktı? Karanlık olduğunda ormanda tek başınaydı. Etrafta ara sıra duyduğu çeşitli böcek seslerinden başka ses yoktu. Yemeğini yedikten sonra sandalyesini alıp yıldızları daha rahat izleyebileceği bir yere geçti. Elinde ki şarap kadehini de bırakmadı. Gecenin karanlığında yıldızlar ne kadar da güzel görünüyordu. Daha önce yıldızları bu kadar parlak göremediği için biraz kederlendi. Derin bir iç çektikten sonra şarabından bir yudum daha alıp arkasına iyice yaslandı ve gözünü ışıl ışıl parlayan yıldızlara dikti. Aldığı karardan o kadar memnundu ki gözlerinden bir damla sevinç gözyaşı akmasına engel olamadı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir