Brompton Deneyimim

Merhaba. İnceleme yazısı yazmak pek benim işim değil. O yüzden bu yazının bir inceleme yazısı değil bir buçuk ay süre içinde küçük yol arkadaşım Bromptonla yaşadığım deneyimlerimi anlattığım bir paylaşım yazısı olduğunu belirtmek isterim.

Yaklaşık on yıldır bisiklet kullanıyorum. Bu süre içinde dağ bisikleti, yol bisikleti ve tur bisikleti kullanma şansım oldu. Benim bisklete başladığım zamanlarda katlanır bisikletler henüz popüler değildi. En azından benim etrafımda kullanan pek insan yoktu. Zaman geçtikçe insanların katlanır bisiklete dair ilgileri arttı ve kullanıcı sayısı oldukça çoğaldı. Ben ise bu değişime direnip yıllarca katlanır bisikletler için ön yargılı oldum ve kullanıcısı olmaktan kaçındım. Ön yargılı olmamın yanı sıra kullanım alanı açısından ihtiyacım olmadığınıda söylemeliyim sanırım.Ta ki Nepal’den dönüp İzmir’de yeni bir işe ve yeni bir hayata başlayana kadar. 

İzmir’de yeni işe başlamakla birlikte işime çok yakın bir güzergahta ev tutup Aliağa’da yaşamaya başladım. İşten eve düzenli servis olmasına rağmen işime bisikletle gitmek birinci önceliğim oldu. Tüm aramalarıma rağmen bisikletimi rahatça geçirebileceğim bir giriş katı ya da bahçe katı ev bulamadım ve kent merkezinde üçüncü katta bir ev tuttum. Hal böyle olunca on altı kiloluk Santos tur bisikletimi her sabah ve her akşam merdivenlerden indirip çıkarmak zor geldi ve bu süreç beni katlanır bisiklet almaya itti. Tur bisikletimle Brompton arasında ki beş kiloluk fark (Santos:16 kg./Brompton:11 kg.) hiç hafife alınacak bir kazanç değildi doğrusu. Üstelik Brompton küçük boyutlarıyla apartman içinde ki asansöre de sığarak beni yormayacak ve toplu taşımaya da zahmetsizce entegre olacaktı.

Brompton almadan önce hiç katlanır bisiklet kullanmamıştım. Tecrübem olmamasına rağmen Brompton ‘un kendine has özellikleri beni Brompton almaya yöneltti. Brompton ‘un hem kendine has özellikleri hem de tasarım açısından diğer katlanır bisikletlerden çok ayrı bir yerde durduğunu söylemeliyim. Öyle ki adına festival düzenlenen tek bisiklet markası Brompton sanırım. Festival ile ilgili bilgileri şu linkten edinebilirsiniz.

Bisikletim

Benim kullandığım Brompton modeli 2018 yılına ait, markanın ‘black edition’ ismini verdiği ‘simsiyah’ renge sahip iki vitesli ve ‘S’ gidon yapısına sahip modeldir. Deneyimlerimi bu model üzerinden paylaşacağımı bilmenizi isterim. Diğer gidon tiplerinde ve vites özelliklerinde elbette bambaşka tecrübelerin olacağını lütfen unutmayın.

Satın Alma Süreci

Daha önce ki bisikletlerim gibi Brompton’da kısa bir hikayeyle geldi. Bu konuda şanslı olduğumu söylemek istiyorum. İnternetten Brompton bisikletleri araştırırken firmanın ‘black edition’ serisi bisikletler çıkardığını gördüm. Bu seri üç renk olarak tasarlanmıştı. Turuncu, Türk yeşili ve siyah renklerdi bunlar. Her üç renkte çok güzel durmasına rağmen siyah rengi çok sevdiğimden dolayı ille de siyah olmasını istedim. Türkiye’de Brompton bayilerinin internet sitelerine baktığımda ne yazık ki istediğim simsiyah modelini göremedim. Türkiye’de Brompton bisikletlerin ithalatçısı Accell bisiklet olarak görünüyordu. Ben de Accell bisikleti yakından tanıyan arkadaşım Tanzer’den yardım istedim. İstediğim renk ve modeli ona gönderip benim için fabrikaya ellerinde olup olmadığını sormasını istedim. O da sağ olsun hızlı bir şekilde bu isteğimi fabrikaya iletti. Ertesi gün fabrika tarafından arandım. Şanslıydım ki ellerinde bir adet simsiyah Brompton vardı. Fiyat bilgisini de aldıktan sonra bisikleti ancak bayi aracılığı ile alabileceğimi öğrendim. Bayiye ulaştığımda Brompton beni kutunun içinde bekliyordu. Ben geldikten sonra kutudan çıkarıldı ve onay alındıktan sonra ayarları yapıldı. Bayi dışında kısa bir tur yaptıktan sonra ödemeyi yapıp bisikletimi  teslim aldım. Bu süreçte gerek Accell bisikletin, gerekse sundu bisikletin bana çok yardımcı olduklarını söylemek isterim. Bu nedenle başta bisiklet aktivisti arkadaşım Tanzere, Accell ve Sundu bisiklete teşekkür ederim.

Katlanırken Brompton 

Brompton’un kendine has özelliklerinden bir tanesi de 20 saniyenin altında çok hızlı bir şekilde katlanması ve diğer katlanırlara göre değişik bir katlama yönteminin olması. Bromptonu katlamak için önce arka tarafta yer alan mandalı kavrayıp arka tekeri ön tekere doğru getiriyorsunuz. Bu aynı zamanda Brompton‘un park pozisyonudur. Sonra bisikletin gövdesinde bulunan mandalı gevşetip bu kez ön tekeri arka tekerin yanına getirip katlıyorsunuz. Gidon bağlantısını da gevşettikten sonra gidonu yavaşça aşağıya doğru  bırakıyorsunuz. Sadece Brompton ‘da yer alan bir aparat sayesinde gidon kendiliğinden o aparata yerleşip kilitleniyor. En sonunda da seleyi indirdiğinizde tamamen kilitlenip elinizde taşımaya hazır hale geliyor. Eğer isterseniz sol tarafta ki pedalı da katlayarak bisikleti oldukça ufaltabilirsiniz. Benim tavsiyem üşenmeden pedalı da katlamanız. Çünkü bu sayede taşıma sırasında pedal bacağınıza takılıp sendeleme ve bacağınızın zarar görme ihtimaliniz ortadan kalkıyor. Açarken de tam ters sırayı izleyip yine çok hızlı bir şekilde bisikleti hazır hale getirebiliyorsunuz. Bisikletin katlanma videosunu buradan ve tekrar açılma videosunu da buradan izleyebilirsiniz.

Trafik’te Brompton 

Bisikleti ilk olarak Alsancak trafiğinde deneme şansım oldu. Sıkışık trafik içinde daha önce ki bisikletlerimle de çok fazla deneyimim oldu. Kelebek gidonlu tur bisikletiyle otomobillerin arasından geçip gitmek çok zorken Bromptonla ise oldukça kolaydı. Bisikletin küçüklüğü ve yüksek manevra kabiliyeti sayesinde sağ şeritte beklemek zorunda kalmadan otomobillerin arasından çok kolay bir şekilde sıyrılıp geçtim. 

Toplu Taşımada Brompton 

 İzmir’den Aliağa’ya gitmek için İzmir’in şehir içi banliyo hattı olan İzban’da deneme şansım oldu Brompton ‘u. Trene binmeden önce kolaylık açısından katlayıp istasyonda beklemeye başladım. Tren geldiği zaman kolayca yerinden kaldırıp trene bindim. Tren kalabalık olmasına rağmen bir el çantası gibi taşıyarak hiç kimseyi rahatsız etmeden güvenli bir yere geçtim. Bisiklet o kadar az yer kaplıyor ki koltukların arasına bile yerleştirip yolculuk yapabiliyorsunuz. İzban’dan sonra iki kez de vapur hattına bindim Bromptonla. Önce bisikletimi katlamayıp vapurun ön kısmında yer alan bisiklet park alanını kullanmayı denedim. Ancak burada ki park yeri teker çapına uymadı ve içeri almak zorunda kaldım. Bisikletimi hızla katlayıp hemen ön sırada ki koltuklarda yerimi aldım. Katlanmış olan bisikletim burada da kimseyi rahatsız etmedi ve hem benim hem de yanımda ki yolcuların sorunsuz yolculuk etmesini sağladı.

Tur Sırasında Brompton 

Bromptonla ilk turum Selçuk içinde oldu. Hindistan’dan gezmeye gelen arkadaşımla birlikte Selçuk İzban istasyonundan Efes antik kentine kadar gidip geri döndüm. Aslında onunla daha uzun süre tur yapma niyetim vardı ama Brompton’un yokuşlarda beni çok zorlaması nedeniyle göze alamayıp onu başka bir arkadaşıma emanet ettikten sonra geri dönmek zorunda kaldım. İşte Bromptonun benim için en büyük dezavantajı burada ortaya çıkıyor. Ben ille de siyah olsun diye geri kalan özelliklerine bakmadan Bromptonun iki vitesli olan modelini satın aldım. İki vitesli olduğu için yokuşlarda beni çok zorluyor. Eğer Bromptonla benim gibi uzun turlar düşünüyorsanız kesinlikle altı vitesli modelini tercih etmelisiniz. İnternet sitesinde birinci vitesin düz yollarda ikinci vitesin de yokuşlarda kullanmak için olduğu yazılsa da ne yazık ki bu gerçeği yansıtmıyor. Ya da İngiltere’de ki düşük eğimli yokuşlar için geçerli olabilir yazdıkları. Ancak bizim ülkemizde ki yüksek eğimli yokuşlarda kullanılamayacağı çok açık. Bir de bisiklete çanta ve ekipman bağlamayı düşünüyorsanız ağırlıktan dolayı işiniz oldukça zorlaşıyor. Ben bu amaçla iki vitesi altı vites yapmaya karar verdim. Önümüzde ki günlerde parçalar gelecek ve altı vitese yükseltmiş olacağım. Deneyimlerimi yine bu yazıya ek olarak sizinle paylaşacağım.

İkinci ve daha uzun turum ise geçtiğimiz günlerde Aliağa-Bostanlı iskelesi arasında 50 km’lik bir mesafenin tamamını Bromptonla yaparak oldu. Bu tur ilk ciddi uzun turum oldu. Bromptonun kötü olan yokuş performansı düz yolda kendisini affettiriyor. Bisikletin hızlanışı öyle çabuk ve rahat ki yüksek teker çapına sahip bisikletlerden geri kalmadığını söylemek istiyorum. Çabuk hızlanmasının yanında akıcılığı ile de düz yolda beklentimi oldukça fazlasıyla karşıladı Brompton. Üstelik bisikletin narin görünen yapısının aksine sağlamlığı ile de beklentimin çok üstünde yer aldı. Daha fazla hızlanmak için pedallara her yüklenişimde bisikletin sağlamlığını test etmiş oldum. Tercih ettiğim gidon hakkında bir eleştiride kendime yapmak istiyorum. Bisikletime henüz çanta bağlatamadığım için eşyalarımı sırt çantamda taşıdım. Hem sırt çantası yüzünden hem de alçak gidon olmasından dolayı omuzlarımda ve boyun bölgemde ciddi ağrılar hissettiğimi söylemeliyim. Ama burada dikkat edilmesi gereken konu Bromptonun zevkinize göre gidon çeşitleri sunuyor olması. Eğer ben alçak gidonlu bir Brompton yerine yüksek gidonlu bir Brompton alsaydım uzun yolda böyle bir sorunum olmayacaktı. Uzun tur hedefliyorsanız vites seçiminde olduğu gibi gidon seçiminde de dikkatli olmalısınız. Sonradan değişiklik yapabilirsiniz ancak bunun bütçenize ek maliyet getireceğini unutmayın.

Bromptonun orjinal elcikleri tırtıklı yapısından dolayı uzun yolda elinizi acıtıyor maalesef. Ben bu sorunu şimdilik elcikleri değiştirmek istemediğim için eldiven kullanarak çözdüm. Siz başka bir elcik tercih ederekte bu sorunu ortadan kaldırabilirsiniz. 

Brompton’un selesi şu ana kadar hiç bir sıkıntı çıkarmadı. Eğer bir sele Elli kilometrelik mesafede sizi üzmüyorsa daha uzun mesafelerde de büyük ölçüde üzmeyecek demektir. Yine bu kişiden kişiye değişebilir tabi ki. Sele için tek söyleyebileceğim eksiklik yapısının fazlaca kalın olması. Bu durum sürüş sorasında herhangi bir rahatsızlık vermese de görüntü açısından beni rahatsız ediyor. İlerleyen zamanlarda bu seleyi değiştirip yerine Brooks markasının daha ince görünen kumaş ve siyah olan modellerinden bir tanesiyle değiştirmek istediğimi söylemek istiyorum.

Bisikletimin diğer sevdiğim yanı da çamurluklarının olması. Bazı kullanıcılar çamurlukları gereksiz ağırlık ya da sorun çıkaracak parçalar olarak görse de ben öyle görmüyorum. Özellikle yağmurlu havalarda ve su birikintisinin olduğu yerlerden geçerken kıyafetlerinizin su ve çamur olmasını engelliyor. Bromptonun orijinal çamurluklarının montajı çok sağlam yapıldığından yolda herhangi bir sorunla karşılaşmadım. Üstelik tüm bunların yanında bisiklete ayrı bir hava kattığını düşünüyorum çamurlukların.

Bisikletin arkasında kadro ve tekeri birbirine bağlayan ufak bir amortisör yer alıyor. Bu amortisör sayesinde sürüş sırasında engebelerden ya da çukurlardan geçerken herhangi bir sarsıntı sizi rahatsız etmiyor. Bu amortisörü ilk gördüğümde çok hafife aldığımı söylemeliyim. Ancak daha sonra sürüş sırasında ne kadar işe yarayan bir parça olduğunu fark ettim.

Son Söz

Yazının başında da belirttiğim gibi amacım size uzun uzun Bromptonu anlatmak değildi. Bir buçuk ay gibi kısa bir sürede Bromptonla yaşadığım tecrübelerimi aktarmaktı amacım. Umarım size faydalı olmuştur bu yazı. Eğer yazının eleştirmek istediğiniz bir yanı varsa ya da ekleme yapmak istiyorsanız aşağıda ki yorum bölümünde görüşlerinizi belirtmeniz beni mutlu edecektir. 

Eğer siz de benim gibi şehir hayatında yaşıyorsanız bir katlanır bisiklet edinmenizi büyük ölçüde öneririm. Eğer katlanır bisiklete karar verdiyseniz bir Brompton sahibi olmanızı yine büyük ölçüde tavsiye ederim. Brompton bisikletlerin şu an için görünen en önemli dezavantajı ne yazık ki fiyatlarının bir katlanır bisiklete göre çok yüksek olması. Ancak alacağınız Brompton bisikletle birlikte sizi her zaman faklı kılacağından ve her zaman gözlerin üzerinizde olacağını unutmamakta fayda var. Elbette göze hoş gelen bir tasarıma sahip olmasının yanı sıra kolay katlanabilirliği, kadro sağlamlığı, az yer kaplaması, akıcılığı ve el yapımı bir bisiklete sahip olacağınızı da unutmamalısınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir