Santos; bana gelen!

Merhaba. Sizlere bu yazımda çok severek kullandığım yol arkadaşım Santos’un hikayesini anlatmak istiyorum. Bu hikayede normal bir bisiklet satın alma hikayesi yok. Onun yerine çok istemenin, beklemenin ve sonunda hayallerine kavuşmanın hikayesi var!

Bisikletle ilk adımlar

Bisiklete ben de çoğu insan gibi kendime bir dağ bisikleti alarak başladım. Yeşil-Siyah renkli kadrosuyla, kalın lastikleriyle ilk bisikletim olan dağ bisikletimi uzun yıllar severek kullandım. Bir çok kişi gibi ben de onu ortaya çıkış felsefesinin dışında bir tur bisikleti gibi de kullandım. Arkasına aldığım bir çok malzemeyle birlikte şehirler arası turlar yaptım. Kalın lastikleriyle beni yorduğu kadar da arkasına aldığım yüklerle birlikte şehirler arası yollarda bana güven vermiyordu. Bu yüzden iyi bir tur bisikleti arayışına girdim.

O yıllarda bisiklet türleri hakkında çok fazla bilgim yoktu. Belli başlı bisiklet markalarının ürettiği bisiklet modellerini biliyordum sadece. Ve bu modellerin arasında ya dağ bisikleti ya da yol bisikleti seçenekleri vardı. Bir çoğunun arasında tur bisikleti yoktu. Ama yine de tur bisikleti olarak kullanmak amacıyla iyi bir marka bisiklet seçmiştim kendime. Ve o biskletle ilk yolculuğumu dostum Cengiz ve Abdullahla birlikte İç Ege’ye yaptım. Bisikleti fiziksel özellikleriyle birlikte tam bir tur bisikleti sayılmasa da öne ve arkaya çanta bağlanacak durumda olması ve şehir içinde beni yormayacak olması nedeniyle tercih etmiştim. Ancak bu dört beş günlük tur sırasında yaşadığım bazı olumsuzluklar daha iyi bir tur bisikleti arayışına girmeme sebep oldu.

Cengizle birlikte dünya turu hayallerimiz yavaş yavaş başlamştı. İş yerinden aldığımız yıllık izinlerde yaptığımız kısa turlar artık bize yetmiyordu. İkimizde sürekli bisiklet üstünde olmanın, yolda olmanın ve istediğimiz gibi bir hayat sürmenin hayalini kuruyorduk. Bunun için kimi zaman rota planlaması yapıyor, kimi zaman da kendimize malzeme listesi hazırlıyor ve bulabildiğimiz malzemeleri satın alıyorduk. İşte bu süreçte Cengiz bana daha önce hiç görmediğim, adını bile daha önce duymadığım ve varlığından bile haberdar olmadığım yurt dışında satılan bir bisiklet modelininin fotoğrafını gönderdi. Ben de kadro üstünde yazan bisiklet markasını araştırmaya başladım. Ve böylece bisikletlerin sadece ülkemizde satılan bisiklet markalarından ibaret olmadığını, istediğim tarzda bir tur bisikletinin yurt dışında çok fazla seçenekle birlikte satıldığını ve birçok tur bisikleti markasının olduğunu gördüm. Santos’da bu markalardan birisiydi.

Birçok marka ve modelin olmasının yanı sıra benim en çok hoşuma Santos’un mat siyah renkli ve Rohlofflu kadrosunu beğenmiştim. Öyle ki o bisiklet fotoğrafını bilgisayarıma kaydedip masaüstü fotoğrafı bile yapmıştım. Artık hayatımda Cengizin bana gönderdiği bisiklet fotoğrafıyla başlayan yeni bir süreç vardı. Artık çok daha fazla seçeneğimin olduğunu biliyor ve gerçek bir tur bisikletine sahip olabileceğim düşüncesinin yarattığı mutluluk vardı içimde.

Araştırmalarım sonuç veriyor

Santosu araştırırken Avrupa’da satılan bir bisikleti Türkiye’ye nasıl getirebileceğimi de araştırmaya başladım. Önümde iki seçeneğim vardı. Ya internet üzerinden satın alabileceğim bir site bulacaktım ya da bisikletin satıldığı ülkeye gidip oradan alıp gelecektim. Ama bu iki seçenekte maliyeti arttırıp beni zor durumda bırakıyordu. Tam umutsuzluğa kapılmış durumdayken yine internette yaptığım araştırma sayesinde İstanbul’da Bisiklet Gezgini isimli bir mağazanın olduğunu ve sadece tur bisikletine yönelik satış yapan bir mağaza olduğunun bilgisine ulaştım. Bu bilgiye ulaşmamla birlikte nasıl mutlu olduğumu size anlatamam. Kendimi bir anda Türkiye’nin kısır bisiklet seçeneklerinden sıyrılıp yepyeni ve zengin bir dünyanın içinde bulmuştum. Bu mağazada bisikletlerin dışında bisikletle yolculuk yapacağınız sırada yanınıza almanız gereken bütün malzemelerin satışı da yapılıyordu. Santosla birlikte İdworks, Kuga, Vsf gibi bisiklet markalarının da satışı yapılıyordu. Bu mağazadan o kadar çok etkilenmiştim ki her sabah iş yeri bilgisayarımı açıp satışı yapılan ürünleri tekrar tekrar inceleyip zaman zaman gözüme kestirdiğim malzemelerin alışverişini de yapıyordum.

Cengizle yazışmalarımız sırasında bir gün ona Santos’un fotoğrafını gönderip işte almak istediğim bisiklet bu dediğimi çok iyi hatırlıyorum. O da bana her zaman ki naifliğiyle bu bisikletin çok pahalı olduğunu ve bu kadarına ihtiyacım olmadığını söylediğinde hemen ikna olmuştum. Santos sevgimi geride bırakıp onun bana tavsiye ettiği Vsf marka tur bisikletine yönelmiştim. Ne yalan söyleyim Vsf marka tur bisikletini bir türlü beğenemiyordum. Ama ekonomik nedenlerden dolayı tercih etmemin şart oludğunu biliyordum. Tüm bu düşünceler ve konuşmalar sonrasında artık İstanbul’a gidip bisikletleri yakında görme vakti gelmişti.

İstanbul’a doğru

İstanbul’a gitmemizin iki nedeni vardı. Birincisi o yıl ilk defa düzenlenecek olan Seyyah’15 etkinliğine katılmak ve tabi ki bisikletleri yakından göreceğimiz Bisiklet Gezgini’ni ziyaret etmekti. Cengiz’in arabasıyla İstanbul yolundayken çocuklar gibi şendik ikimiz de. Seyyah’15 etkinliği İTÜ Gezgin kulübünün organize ettiği ve bir çok gezginin bir araya geleceği ve bizi hayallerimize bir adım daha yaklaştıracağını düşündüğümüz bir etkinlikti. Bizden önce yola çıkanların hikayelerini dinlemek, onlardan ilham almak çok güzel bir başlangıçtı bizim için. Seyyah’15 etkinliğinin ilk günü tamamlandığında İstanbul’da rotamızı bu kez Bisiklet Gezgini’ne çevirdik. Cengiz’in arabasında yol alırken ne kadar heyecanlı olduğumu hatırlıyorum bir yandan. Çocuklar gibi mutlu olmanın tanımı benim için tam olarak o an yaşadığım hislerdi.

Ve bisiklet gezgini

Bisiklet Gezginini navigasyon sayesinde bulduktan sonra arabamızı uygun bir yere park ettik. Dükkanın önüne geldiğimde bir süreliğine önünde durup tabelasına ve vitrinine baktığımı hatırlıyorum. Gerçekten oradaydım ve gerçekten hayalini kurduğum bisikletlere artık çok yakındım. Dükkana doğru adım atarken heyecanımı saklayamıyordum. Karşıdan baktıklarında heyecanlı olduğum ve çok mutlu olduğum her halimden anlaşıldığına dair en ufak bir şüphem yoktu. Dükkandan içeri girince bizi şimdilerde arkadaşım olan ve çok sevdiğim Başak karşıladı. Bisikletleri sormadan önce Başak’a böyle bir dükkan açtıkları için ve bizi böyle bir dünyayla tanıştırdıkları için teşekkür ettim. Başak’a her sabah bilgisayarımı açıp internette dükkanlarını gezdiğimi ve çok sevdiğimi anlattım. Dükkanın içinde bir kez daha büyülendim ve ilk tur bisikleti siparişini verdim.

İlk sipariş

O yıllarda bisiklet gezginin de bir ölçme kadrosu vardı. Siz sipariş vermeden önce bu kadro üzerinde beden ölçülerinizi alıyor ve size en uygun bisikleti belirliyorlardı. Ve eğer dükkanda sizin vücut ölçülerinize uygun bir bisiklet yoksa yurt dışında ki fabrikaya sipariş geçilmesi ve bisiklet Türkiye’ye gelene kadar beklemeniz gerekiyordu. Başak bana bu süreden bahsedince önemli olmadığını ve o süreyi bekleyebileceğimi söyledim. Hali hazırda nasıl olsa bir bisikletim vardı ve bu süreyi çok rahat bekleyerek geçirebilirdim. Sadece istediğim gibi bir tur bisikletine sahip olmanın heyecanını bir süre daha yaşayacaktım. Bisiklet siparişimi Cengiz’in önerisi üzerine, üstünde Rohloff yerine Shimano XT set olan daha uygun fiyatlı Vsf markası için oluşturduk. Sipariş oluşturulabilmesi için gerekli ödemeyi yapıp dükkandan ayrıldık. Sayyah’15 in ikinci gününe de katılıp İzmir’e tekrar işlerimize döndük.

Uzun bekleyiş

Bisiklet siparişi verirken bana verdikleri süre içinde bekleyebileceğimi ama yine de tek bir şartımın olduğunu söylemiştim. O da Temmuz ayında Yunanistan’a bir tur planlamıştık ve bu turun yeni bisikletimle olmasını çok istiyordum. Bisikletimin de o süreye kadar gelmesini beklediğimi söylemiştim. Mart ayında sipariş verdiğimi düşünürsek Temmuz ayına kadar yurt dışından bisikletin gelmesi için oldukça yeterli süre vardı. Biz bisikleti beklerken bu arada da blog yazıları okumayı, gezgin söyleşilerine katılmayı ve bizden önceki seyyahların izini sürmeye devam ediyorduk. Hayalini kurduğumuz dünya turu için hafta sonları buluşup bisiklet turlarımıza devam ediyorduk.

Bisiklet Gezginin bana verdiği bir aylık ilk süre geçtikten sonra Seçille bir telefon görüşmesi yaptım ve bana bisikletimin yolda olduğunu ancak İstanbul’a gelmesi için hala süre olduğunu söyledi. Bu cevap içimi rahatlatmıştı doğrusu. Hala zamanım vardı.

Bir rüya

Günler geçerken bir gece bisikletimle ilgili bir rüya gördüm. O rüya da ben ofiste çalışırken bir kargo çalışanı geliyor ve bana bir bisiklet getirdiğini, bunun için aşağıya gelip bisikletimi teslim almamı söylüyordu. Bilgisayarımın başından kalkıp yanına gittiğimde ise o bisikletin bana ait olmadığını, benim sipariş ettiğim bisikletten çok farklı olduğunu ve onu kabul edemeyeceğimi söyleyip durdum. Ama kargo görevlisi ben düşünürken bisikletin benim olduğunu söyleyip orada bırakarak jet hızla uzaklaşmıştı bile. Ben de o can sıkıntısıyla ofisime çıkıp bisiklet gezginine bir şekilde ulaşmaya çalıştım. Ancak tüm aramalarım cevapsız kaldı ve bisiklet gezginine ulaşamadım. Rüyamda benim olmayan bir bisikletle ve hayalleri yıkık bir şekilde kalakalmıştım.

Sabah uyandığımda rüyanın etkisiyle olsa gerek içimde kötü bir his vardı. Rüyamın gerçek olmasından korkuyordum artık. İş yerine ulaştığımda bilgisayarımı açıp bu rüyayı aynı şekilde Cengiz’e yazdım ve korkularımdan bahsettim. Cengiz bana üzülmememi, rahat olmamı ve rüyaların tersi çıktığını söyleyerek beni rahatlatmaya çalışsa da rahat değildim. Öğle saatleri olduğundaysa bisiklet gezginini tekrar arayıp bisikletimin durumunu öğrenmeye çalıştım. Aradan iki ay gibi bir süre geçmişti ve Seçil hala bisikletimin yolda olduğunu söylüyordu. Bu işte bir gariplik vardı.

Santos geliyor

Rüyaların tersi mi yoksa gördüğümüz mü çıkar bilmiyorum ama benim rüyam gerçek oluyordu. Seçille yaptığım son telefon görüşmesinde bana gemide bir aksilik olduğunu ve bisikletimin Temmuz ayından sonra gelebileceğini söylediğinde şok olmuştum. Sağ olsun bana o zamanlar bir kaç öneri de bulundu ama benim bu önerileri kabul etmem mümkün değildi. Paramın geri ödenmesini ya da bir başkasının bisikletini istemiyor yeni bir tur bisikleti istiyordum. Seçille konuştuktan sonra oturup ne yapacağımı düşünmeye başladım. Bu arada da Cengiz’e bir mail atıp rüyamın gerçek olduğunu bisikletimin gelmediğini söylediğimde bana olan tepkisi ‘sen ermiş misin?’ şeklinde oldu.

İş yerinde düşünürken sipariş ettiğim bisikeltin yerine aklıma Bisiklet Gezgin’in de satılan diğer markalardan seçebileceğim geldi. Hemen Seçil’e telefon edip bu fikrimi söyledim ve bana uygun olabileceğini söyledi. Bu hayal kırıklığından sonra tabi ki ilk aklıma gelen Santos oldu. Seçil’e benim için uygun olan bir Santos olup olmadığını sordum ve gerekirse üstüne fazla para verebileceğimi söyledim. Seçil de bana stoklarına bakıp haber vereceğini söyledi. Bana pahalıya mal olsa da bir çıkış yolu bulduğum için sevinmiştim.

Ve Seçil çok geçmeden beri tekrar aradı ve o mutlu haberi verdi. Ellerinde bir Santos olduğunu, kadro boyunun bana uygun olduğunu ancak sipariş ettiğim bisikletten Rohloff’lu olmasından dolayı dört bin lira gibi bir fiyat farkı olduğunu söyledi. Başta cebimden çıkacak fazla para için üzülsem de Seçil’in bana verdiği bisikletin ayrıntılarını öğrenince yeniden sevinmeye başladım. Seçil’in bana sipariş ettiğim bisiklet yerine önerdiği Santos benim bunca zaman hayalini kurduğum, bilgisayarımda masa üstü resim yapacak kadar çok beğendiğim Santos tur bisikletiydi. Rohloff vites sistemine sahip, mat siyah renkte bir bisikletti bu. Yani benim hayalini kurduğum bisikletin aynısıydı. Siparişimi hiç düşünden değiştirdim ve Vsf’den Santos’a hızlı bir geçiş yaptım.

Tüm bu süreci Cengiz’e bu kez telefonda anlatınca bana gerçekten ermiş olabileceğimi ve her istediğimi alarak hayatta ki şanslı insanlardan olduğumu hatırlattı. Şimdi istemediğim bir bisiklet yerine hayallerini kurduğum bisikleti beklemeye başlamıştım.

Tekrar İstanbul

Çok fazla beklemeden bisiklet gezgininden aldığım haberle İstanbul’a bu kez yalnız yola koyuldum. Gece yaptığım heyecan içinde otobüs yolculuğundan sonra İstanbul’da oldum. Bisiklet Gezginin’e ulaştığımda dükkan henüz açılmamıştı. Bu yüzden kaldırımda beklemeye başladım ben de. Ben beklerken seçil ve Alex gelerek dükkanı açtı ve benim Santosla ilk buluşmam gerçekleşti. Alex kutudan bisikleti çıkardığında çok mutluydum. O an ki duygularımı şu anda anlatmakta çok zorlandığımı söylemeliyim. Ama yazının başından beri Santos sevgimi anlattığım için gözünüzde canlandırmışsınızdır diye düşünüyorum.

Santos artık her şeyiyle sürüşe ve benimle birlikte yeni hayata hazırdı. Onu dükkandan alıp İstanbul trafiğiyle boğuşarak İzmir otobüsünün bagajına koydum ve birlikte İzmir’e doğru yola çıktık. Yolculuk sırasında duygularım karma karşıktı doğrusu. Ama size şunu söylemeliyim ki sipariş ettiğim bisikletin yerine Santos’un bana gelmesinden çok memnundum. Bunca zaman fotoğraflarına bakıp iç geçirdiğim, hayalini kurduğum o bisiklet artık benimleydi. Artık üzerime düşen onunla birlikte yeni yolların, yeni rotaların hayalini kurmak, planlamasını yapmak ve işimden istifa edip tam zamanlı yola çıkmaktı.

Teşekkürler hayat!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir